| |
 |
| Sevgi ve Çiçek Hakkında |
|
|
SELİN ÇETİN (Glayör)
- 199536
30 Mart 2010 23:38 GMT
Ayışığı Kankırmızı
Sevgiler büyüttüm bir ömür boyu,
Serin sular gibi coşup çağlayan.
Bendeki bu sevda, Mecnun’un soyu,
Ferdaları maverâya bağlayan.
Gönül sarayında çerağlar yaktım,
Ferhat’la devirdim nice dağları.
Ay ışığı gözlerine bir baktım,
Kan kırmızı ateş, gönül bağları.
El açıp yakardım visale hasret,
Aşıp geldim bağı, bahrı, dereyi.
Gördüm ki, enginler yüceden kesret,
Yunus’la savurdum aklı, yüreği.
Geçtim ahüzarı, sildim nâleyi,
Kerem’le toprağa, sırtımı vurdum.
Seyredip bir zaman, gökte hâleyi,
Pir ile uçmağa, eşikte durdum.
İbrahim Kalkan |
quNe$ (quNe$)
- 278889
3 Nisan 2010 07:47 GMT
Çok eski zamanlarda birgün birdelikanli varmis...Budelikanli çok zengin bir ailenin kizina asik olmus.Ama kizdelikanli fakir diye ona yüz vermiyormus. Genç bir yilbasi gecesi bütün cesaretini toplamis ve kizi yilbasi gecesi balosuna davet etmek için evine gitmis. Kapiyi genç kiz acmis.Kiza kendisini yilbasi gecesi balosuna davetetmeye geldigini, birlikte dans etmek istedigini söylemis.Kiz kabuletmis ama bir sarti varmis. Ondan balo için diktirdig elbisesinin yakasina takmak için kirmizi bir gül istemis.Delikanli sevinerek oradanayrilmis.Hemen kizin istedigi kirmizi gülü aramaya baslamis. Ama mevsimlerden kis oldugunu ve bu mevsimde bir gül bulamayacagini hic düsünememis.Bütün çiçekçileri dolasmis ama herkes ona kis mevsiminde gül ariyor diye deli gözüyle bakiyorlarmis.Genç çok üzgün bir sekilde evinin yolunu tutmus.Evine girerken bahçede henüz açmamis bir gül dali görmüs ama üzerinde sadece dikenler varmis.Gözlerinden bir damla yas süzülmüs.O sirada delikanlinin bahçesine bir bülbül gelmis.Delikanlinin agladigini gören bülbül buna çok üzülmüs. Sabaha kadar gül dalinin basinda bildigi en guzel sarkilari söylemis bülbül. Bülbülün güzel sesinden etkilenen gul dal? sabaha dogru beyaz bir gül açmis. Oysa ki genç kirmizi bir istiyormus.Beyaz bir gülün açtigini gören bülbül gögsünü dikenlerden birine batirarak kaninin akmasini saglamis.Bülbülün gögsünden akan kanla beyaz gül kirmizi güle dönüsmüs. Sabah bahçesinde kirmizi bir gül açtigini gören genç gülü alarak kizin evine gitmis. Kapiyi yine kiz açmis.Kizin yeni elbisesinin yakasina altindan yapilmis bir gül taktigini görmüs.Kiza istedigi kirmizi gülü getirdigini,baloya birlikte gidip dans edeceklerini hatirlatmis. Oysa ki genç kiz baloya kuyumcu bir gençle gidecegini yakasina da altindan yapilmis bir gül taktigin söylemis ve kapiyi kapatmis.Delikanli çok üzgün bir sekilde oradan ayrılmıis. gözlerinden durmak bilmeyen yaslar süzülüyormu?.Caddeden karsiya geçerken elindeki kirmizi gül yere düsmüs.Çamurlu ve karli yolda arabalarin altinda ezilen gül kaybolup gitmis.Genç üzgün sekilde evine dönerken bahçesinde gül dalinin yaninda yerde yatan bir sey görmüs.Hemen yanina gitmis.Yerde gördügü bir hiç ugruna caninveren fedakar bülbülmüs... |
SELİN ÇETİN (Glayör)
- 199536
5 Nisan 2010 14:53 GMT
quNe$ (quNe$) Çok güzel:) |
SELİN ÇETİN (Glayör)
- 199536
5 Nisan 2010 14:56 GMT
Bir ingilizce sınavında öğretmen risk nedir? vb. sorular sormuş.Tüm öğrenciler sıralarındaki kağıtlara harıl harıl yazıyormuş.Geç kalan öğrenci panikle sırasına oturmuş sınavın bitmesine bir kaç dakika varmış. Herkes son cümlelerini yazıyormuş.Kağıtları eline almış baştan sona hepsini karalamış ve bir ok çıkartmış ingilizce risk budur yazmış o sınavdanda 100 almış.:) |
çigdem uluç (melis)
- 115402
7 Nisan 2010 07:06 GMT
sevin arkadaşlar. ama yürekten sevin...... |
quNe$ (quNe$)
- 278889
7 Nisan 2010 12:36 GMT
SELİN ÇETİN (Glayör) Sağol selin senin yolladıklarını da okudum hepsi çok güzeller. |
quNe$ (quNe$)
- 278889
9 Nisan 2010 10:36 GMT
Bir gün, kırlarda gezintiye çıkan bir adam, kenara oturduğu otlardan birinin dalında , küçük bir kozanın varlığını fark etti. Koza ha açıldı ha açılacak gibiydi.
Adam , bunun bir kelebek kozası olduğunu tahmin ediyordu. Böyle bir fırsat bir daha ele geçmez diye düşündü; ve bir kelebeğin dünya yüzü gördüğü ilk dakikalara şahit olmak istedi.
Dakikalar dakikaları kovaladı , saatler geçmeye başladı , ama henüz kelebeğin küçük bedeni o delikten çıkmadı. Sanki , kelebeğin dışarı çıkmak için çaba harcamaktan vazgeçmiş olabileceğini düşündü.
Sanki kelebek elinden gelen her şeyi yapmış da , artık yapabileceği bir şey kalmamış gibi geldi ona. Bu yüzden , kelebeğe yardımcı olmaya karar verdi: cebindeki küçük çakıyı çıkarıp kozadaki deliği bir cerrah titizliğiyle büyütmeye başladı. Böylece , bir-iki dakika içinde kelebek kolayca dışarı çıkıverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük , kanatları buruş buruştu. Adam kelebeği izlemeye devam etti; çünkü kanatlarının her an açılıp genişleyeceğini ve narin bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu.
Ama bunlardan hiçbiri olmadı. Kelebek , hayatinin geri kalanını , kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar denese de , asla uçamadı.
Adamın bütün iyi niyetine ve yardımseverliğine rağmen anlayamadığı şey , kozanın kisitlayiciliginin ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten dışarı çıkmak için gereken çabanın , Allah’ın kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede kozanın kisitlayiciligindan kurtulduğu anda onun uçmasını sağlamak için seçtiği bir yol olduğuydu.
Bu gerçeği öğrendiğinde , hayat boyu unutamayacağı bir şey de öğrenmişti: Bazen , hayatta tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey , çabalardır. Eğer Allah , hayatta herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi , o zaman , bir anlamda sakat kalırdık . Olabileceğimiz kadar güçlenemezdik o zaman . Ve asla uçamazdık.. |
SELİN ÇETİN (Glayör)
- 199536
12 Nisan 2010 21:40 GMT
DERİNLERDE
Gizlenir en derine
karşılıksız sevgiler
bir şarkının notasıdır artık
bir kelebeğin ölümü
bir genç kızın ilk hüznü.
Hummasına kinin yetmez
Çaresi vuslattır
ama büyük aşklar
vuslatla bitmez.
Titrer yürekler,
keman sesinde.
Ağlar gözler
bir ah çekildiğinde.
Bülbül avazlı o yalvarışlar!
Gülün kadifesinde solar umutlar.
Gizlenir derinlere
karşılıksız sevgiler.
Bir ölünün güncesidir artık.
Bir meleğin cennete düşüşü. |
SELİN ÇETİN (Glayör)
- 199536
17 Nisan 2010 11:38 GMT
Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer
Yüksek Sadakat
Gül renginde gün doğarken
Boğazdan gemiler usulca geçerken
Gel çıkalım bu şehirden
Ağaçlar,gökyüzü ve toprak uyurken
Dolaşalım kumsallarda
Çılgın kalabalık artık uzaklarda
Yorulursan yaslan bana
Sarılıp uyuyalım gün batımında
Belki üstümüzden bir kuş geçer
Kanadından bir tüy düşer
İner döne döne gökyüzünden
Hiç bir yüz güzel değil senin yüzünden
Haydi kalk gidelim bu şehirden
Gün doğarken ya da güneş batarken
Belki kuşlar geçer üstümüzden
Kanatlanır senin ellerinden...
Ellerinden... |
quNe$ (quNe$)
- 278889
17 Nisan 2010 15:33 GMT
Muzaffer Seni SEVİYORUM =) |
Zeyno BJK (ErzurumluDADAŞ)
- 94125
22 Nisan 2010 13:58 GMT
VEDA
Elimde sükutun nabzını dinle,
Dinlede gönlümü alıver gitsin
Saçlarımdan tutup kor gözlerinle
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin ...
Yürü, gölgen seni uğurlamakta
Küçülüp küçülüp kaybol ırakta
Yolu tam dönerken ardına bakta
Köşede bir lahza kalıver gitsin...
Umudum yılların seline düştü
Saçının et titrek teline düştü
Kuru yaprak misali eline düştü
İstersen rüzgara salıver gitsin...
|
quNe$ (minikbubu)
- 278889
24 Nisan 2010 15:26 GMT
Arkadaşlar bugün çok mutsuzum. :(
Sevdiğim kişi benimle beraberken başka biriyle çıkmış. Çok üzülüyorum,geceleri uyuyamıyorum. Yardım edin nasıl kurtulabilirim. Aklıma gelmesini , onu sevmeyeyi engelleyemiyorum. Yardım ederseniz sevinirim. :( |
eda mutlu (fuli :))
- 278466
25 Nisan 2010 14:23 GMT
renklerini göremiyorum
belki bu yüzden kıskanıyorum
kokunu alamıyorum
çooooooook imreniyorum
gülüşünü göremiyorum
hiç kimseye de göstermiyorum
dokunamıyorum
duyamıyorum
ama biliyorum
seni en iyi ben anlıyorum
çünkü seni
somut olmasa bile
kalbimde hissediyorum
FULİ içimdesin biliyorum
|
SELİN ÇETİN (Glayör)
- 199536
26 Nisan 2010 06:43 GMT
Gül ki güldükçe güller açsın yürekte
Güldükçe damarlarda kan yürümekte
Somurtkan gönülde can çürümekte
Gönül almak için tebessüm yeter_____Orhan ERDOĞAN
|
betül özyer (petunyam)
- 167969
29 Nisan 2010 12:05 GMT
Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.
İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.
Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.
Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.
Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...
Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!
CAN YÜCEL
|
SELİN ÇETİN (guğu çiçeği )
- 199536
30 Nisan 2010 20:06 GMT
ADAM
Adam şapkasına rastladı sokakta,
Kimbilir kimin şapkası?
Adam ne yapıp yapıp hatırladı,
Bir kadın hatırladı sonuna kadar beyaz.
Bir kadın açtı pencereyi sonuna kadar,
Bir kadın, kimbilir kimin karısı?
Adam ne yapıp yapıp hatırladı.
Yıldızlar kıyamet gibiydi kaldırımlarda,
Çünkü biraz evvel yağmur yağmıştı.
Adam bulut gibiydi, hatırladı.
Adamın ayaklarının altında
Yıldızların yıldız olduğu vardı,
Adm yıldızlara basa basa yürüdü,
Çünkü biraz önce yağmur yağmıştı...
Cemal Süreya |
eda mutlu (fuli :))
- 278466
1 Mayıs 2010 14:25 GMT
quNe$ (minikbubu)
aslında bence kendini üzme, eğer sana öyle bir şey yaptıysa baştan kaybetmiş demektir. hem de 2 şeyi seni ve gururunu. piyasada bu yaratıkların çok örneği var. sen takma kafana ama eğer illa ki aklımdan çıkmıyor diyorsan biraz müzik sana iyi gelebilir ama öyle ayrılık şarkıları falan değil manga dinleyebilirsin mesela(emin ol her dere deva) |
Bahçıvan
3 Mayıs 2010 14:19 GMT
Çok arabesk olmuş burası....Aşırı damar....Bu formu okupta bunalıma girmeyen kalmamıştır... |
SELİN ÇETİN (guğu çiçeği )
- 199536
3 Mayıs 2010 20:23 GMT
Bahçıvan
:))) |
SELİN ÇETİN (guğu çiçeği )
- 199536
4 Mayıs 2010 07:20 GMT
SULARA DALAN GÖZLER
Gözlerim daldı gitti bir rüya denizine,
Sularda uzun uzun baktım ayın izine.
Dedim: Yirmi yaşımın ay ışığı değil bu,
Hani başım düşerdi bir sevgili dizine..
Sular gene o sular, kıyı gene o kıyı,
Gene çamlar dinliyor uzaktan bir şarkıyı,
Ah artık görmüyorum, eridi mi ne oldu,
İri yeşil gözlerde gördüğüm pırıltıyı...
HALİT FAHRİ OZANSOY |
Zeliha (Zeliham)
- 244867
4 Mayıs 2010 11:54 GMT
Söylenmemiş Aşklar
Daha henüz 18 yaşındaydı ama hayatının sonundaydı. Tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir kansere yakalanmıştı. Kahır içinde eve kapatmıştı kendini...Sokağa çıkmıyordu. Annesi, bir de kendisi. O kadardı bütün hayatı... Bir gün fena halde sıkıldı, dayanamadı, attı kendini sokağa...Bir yığın vitrin önünden geçti, tam bir CD satan dükkânı da geride bırakmıştı ki, bir an durdu, geri döndü, kapıdan içeri, gözüne hayal meyal takılan genç kıza bir daha baktı. Kendi yaşlarında harika bir genç kızdı tezgahtar... Hani,ilk bakışta aşk derler ya, öyle takılıp kalmıştı işte... İçeri girdi. Kız, gülümseyerek koştu ona; "Size nasıl yardım edebilirim?" diye. Nasıl bir gülümsemeydi o...Hemen oracıkta sarılıp öpmek istedi kızı... Kekeledi, geveledi, sonra "Evet!" diyebildi. Rastgele birini işaret ederek; "Evet, şu CD'yi bana sarar mısınız?" dedi. Kız CD'yi aldı, içeri gitti, az sonra paketle geri geldi. Genç kızdan aldı paketi, çıktı dükkandan, evine döndü. Paketi açmadan dolabına attı... Ertesi sabah gene gitti aynı dükkâna...Gene bir CD gösterdi kıza, sardırdı, aldı eve getirdi, attı paketi dolaba gene açmadan...
Günler hep alınıp, sardırılan CD'lerle geçti. Kıza açılmaya bir türlü cesaret edemiyordu. Annesine açıldı sonunda...Annesi; "Git konuş oğlum, ne var bunda?" dedi. Ertesi sabah,bütün cesaretini topladı, erkenden dükkâna gitti. bir CD seçti. Kız gülerek aldı CD'yi, arkaya gitti paketlemeye. Kız içerdeyken bir kâğıda "Sizinle bir gece çıkabilir miyiz?" diye yazdı, altına telefon numarasını ekledi,notu kasanın yanına koydu gizlice. Sonra,paketini alıp kaçtı gene dükkândan... İki gün sonra evintelefonu çaldı... Anne açtı telefonu. Dükkândaki tezgahtar kızdı arayan. Delikanlıyı istedi, notunu yeni bulmuştu da... Anne ağlıyordu... "Duymadınız mı?" dedi. "Dün kaybettik oğlumu." Cenazeden birkaç gün sonra anne, oğlunun odasına girebildi sonunda. Ortalığa çeki düzen vermeliydi. Dolabı açtı, oraya atılmış bir yığın açılmamış paket gördü. Paketleri aldı, oğlunun yatağına oturdu ve bir tanesini açtı. İçinde bir CD vardı, bir de minik not..."Merhaba, sizi öyle tatlı buldum ki, daha yakından tanımak istiyorum. Bir akşam birlikte çıkalım mı?Sevgiler... Jacelyn "Anne, bir paketi daha açtı, onda da bir CD ve bir not vardı: "Siz gerçekten çok tatlı birisiniz, hadi beni bu gece davet edin, artık.Sevgiler...Jacelyn "
SEVDİĞİNİZİ BELLİ ETMEKTE VE SÖYLEMEKTE GEÇ KALMAYIN!
|
eda mutlu (nataşa8)
- 278466
4 Mayıs 2010 12:41 GMT
aynen ya... bunalımdayım ühühühü...... :D |
Zeliha (Zeliham)
- 244867
6 Mayıs 2010 08:42 GMT
Çiçeğin Suya Aşkı
Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için. Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki, su'ya aşık olmuştur. İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar, "Sırf senin hatırın için ey su" diye... Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki, çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.
Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba "Su beni seviyor mu?" diye düşünmeye başlar. Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek, alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz. Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek yine "Seni seviyorum" der. Su, yine "Ben de" der. Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler... Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz etrafa ve son kez suya "Seni seviyorum." der. Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." der ve gün gelir çiçek yataklara düşer.
Hastalanmıştır çiçek artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin. Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine... Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek, suya der ki; "Seni ben, gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır nedir sorun diye...
Doktor gelir ve muayene eder çiçeği. Sonra şöyle der doktor: "Hastanın durumu ümitsiz artık elimizden birşey gelmez." Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir bakar suya ve der ki: "Çiçeğin bir hastalığı yok dostum... Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için" der.
Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece "Seni seviyorum" demek yetmemektedir.
|
balımmmm (balım)
- 263792
6 Mayıs 2010 08:45 GMT
Bir Bebeğin Hikayesi
Genç kadın, bebeğin güzelliği karşısında büyülenmiş gibiydi. Kıvırcık sarı saçları, iri mavi gözleri, kalkık bir burun ve küçük kırmızı dudaklarıyla bir kartpostalı andıran bebek, kadının şimdiye kadar gördüğü en cana yakın kız çocuğuydu.
Onun ipek yanaklarını doya doya öpmek ve cennet kokusunu içine çekmek için eğildiğinde:
"Dokunma bana ..." diye bir ses duydu.
"Beni okşamaya hakkın yok senin..."
Kadın korkuyla irkilip etrafına bakındı. Bebekle kendisinden başka içerde kimse yoktu. Aynı sesi tekrar duyduğunda bebeğe döndü. Aman Allahım!.. Yeni doğmuş gibi görünmesine rağmen konuşan oydu:
"Bana yaklaşmanı istemiyorum" diye devam etti.
"Hemen uzaklaş benden..."
Kadın, biraz olsun kendini toplayarak:
"Çocuklarımız hep erkek oluyor" dedi. "Onlar da güzel ama kız çocukları başka. Bu yüzden seni öpmek istedim."
"Beni öpemezsin" diye ağlamaya başladı bebek. "Benim de seni öpemeyeceğim gibi..." "Neden?" diye sordu kadın. "Neden öpemezsin ki?"
Bebek, hıçkırıklara boğulurken:
"Bunun sebebini bilmen gerekir" dedi. "Düşünürsen mutlaka bulacaksın..."
Kadın, neler olup bittiğini hatırlamak üzereyken kendine geldi. Özel bir hastanenin en lüks odasında yatıyor ve narkozun tesirinden midesi bulanıyordu. Aile dostları olan tanınmış doktor, odayı dolduran çiçeklerden bir tanesini vazodan çıkartıp kadına uzatırken:
"Geçmiş olsun hanımefendi" dedi. "Başarılı bir kürtajdı doğrusu. Ha..! Sahi, "kız"mış aldırdığınız bebek."
|
SELİN ÇETİN (guğu çiçeği )
- 199536
6 Mayıs 2010 20:02 GMT
BEŞ DAKİKA DAHA..
Güneşli bir gündü. Kadın parkta yanında oturan adama dönerek:
"Bakın, kaydırakta kayan şu kırmızı kazaklı çocuk benim oğlum" dedi. Adam gülümsedi ve :
"Güzel bir oğlunuz var" dedi. "Bisiklete binen şu beyazlı çocuk da benim kızım." Sonra saatine baktı ve kızına :
"Melissa, ne diyorsun, artık eve gidelim mi?" diye seslendi.
Küçük kız "Beş dakika daha babacığım, lütfen, sadece beş dakika.."diye karşılık verdi babasına.
Adam başını sallayarak kızının isteğine onay verdi ve küçük kız büyük bir mutlulukla bisikletine binmeye devam etti. Dakikalar sonra adam ayağa kalkarak tekrar kızına seslendi:
"Melissa, artık gidelim mi, ne dersin?" Çocuk yine babasına yalvardı:
"Ne olur babacığım, beş dakika daha, lütfen, beş dakika daha.." Adam kızına yine :
"Peki deyince yanında oturan kadın adama dönerek :
"Siz gerçekten çok sabırlı bir babasınız" dedi.
Adam acı acı gülümseyerek kadına cevap verdi:
"Büyük oğlum Tommy'i geçen yıl burada aynı şekilde bisiklete binerken alkollu bir şoförün çarpması sonucunda kaybettik. Tommy� ayıracak vaktim hiç olmamıştı. Şimdi onunla beş dakika birlikte olabilmak için neler vermezdim. Aynı hatayı Melissa'ya da yapmayacağıma ahdettim. O şimdi bisiklete beş dakika daha fazla bineceğini sanıyor ama aslında ben ona izin vermekle kendime onunla beş dakika daha fazla birlikte olmak ve onu bisiklete binerken seyretme şansını vermiş oluyorum...
|
betül özyer (petunyam)
- 167969
13 Mayıs 2010 10:55 GMT
Bir kadın güçlüdür aslında.
Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. Ama bu gücünü her zaman ortaya koymayı sevmez. İster ki erkeğin gücü kendisine huzur versin. Kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler. Böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğin ne kadar güçlü olduğunu
görecektir. Ancak kadını gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar.
Bir kadın sevgilidir aslında.
İçinde her zaman sevgiyi taşır. Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz. Sevdiklerini kolay kolay. kıramaz. Zor sever ama tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir. Ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz. Ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz. Sevmediği halde terk etmeyen kadınlar da var elbette. Bunun nedeni ise engelleyemedikleri 'acımak' duygusudur.
Bir kadın yalnızdır aslında.
Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez. Hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi
karar verir. Sığınaktayken oradan çıkmaya zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.
..... |
SELİN ÇETİN (guğu çiçeği )
- 199536
14 Mayıs 2010 12:05 GMT
GENÇLİK
Gençlik hayatın bir evresi değil, bir akıl ve ruh durumudur. Mesele gül yanaklı, al dudaklı olmak ya da esnek dizlere sahip olmak değil, arzulu olmak, nitelikli hayal gücüne ve güçlü duygulara sahip olmak meselesidir; O, yaşamı besleyen pınarların taze kalmasıdır.
Gençlik cesaretin korkaklığa, maceracılığın kolaycılığa galip gelmesidir. Bu duruma 60 yaşındaki bir adamda 20 yaşındaki bir delikanlıda olduğundan daha fazla rastlanması sıkça görülen bir şeydir. Kimse yaşadığı yıllar yüzünden yaşlanmaz. Bizi yaşlı yapan ideallerimizden uzaklaşmamızdır.
Yıllar cildimizi kırıştırabilir fakat yaşama coşkusunu yitirmek ruhumuzu kırıştırır. Üzüntü, korku ve özgüven eksikliği kalbi büker, ruhu toza döndürür.
60 ında veya 16 sında, farketmez, her insanın kalbinde merakın cazibesi, o şaşmaz çocuksu "bundan sonra ne olacak?" tutkusu ile yaşam denen oyunun heyecanı vardır. Sizin ve benim kalplerimizin merkezinde bir telsiz istasyonu bulunuyor; o, insanlardan ve sonsuzluktan güzellik, ümit, neşe, cesaret ve güç mesajları aldığı sürece genç kalırsınız.
Antenler kapanır ve ruhunuz kuşku karları ile kötümserlik buzlarıyla kaplanırsa yirmi yaşında bile olsanız yaşlanmışsınızdır. Ama antenleriniz iyimserlik dalgalarını yakalamak için açık durduğu sürece, seksen yaşında bir genç olarak ölmeyi ümit edilebilirsiniz...
|
SELİN ÇETİN (guğu çiçeği )
- 199536
15 Mayıs 2010 11:27 GMT
“Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu
Birinciliği beyaza verdiler.”
|
SELİN ÇETİN (guğu çiçeği )
- 199536
19 Mayıs 2010 02:43 GMT
DERTSİZLİK
Dertsizlik dertten beter, bana derman arama,
Çaresi çaresizlik, dokunma hiç yarama.
Acırım sensiz geçen kedersiz yıllarıma,
Çaresi çaresizlik, dokunma hiç yarama.
Seni zakkum çiçeğim, seni güneşim, ayım,
Bırak, senin derdinle kahrolayım, yanayım.
Yanımda olmasan da, ben senin yanındayım,
Çaresi çaresizlik dokunma hiç yarama...
|
SELİN ÇETİN (Gelinel çiçeği )
- 199536
30 Mayıs 2010 08:51 GMT
SAVAŞÇININ DÜŞÜNDÜĞÜ TÜRKÜ
Sen ölürsün de yapamazsın bunu
Öldüremezsin bataklıkta kayık yüzdüren
Sabahların altın saçlı çocuğunu..
Kimseyi umudundan edemezsin
Toprağa ekemezsin ölüm korkusunu
Sevinçleri kökünden sökemezsin
Değirmende kimsesiz bırakamazsın unu..
Sen ölürsün de yapamazsın bunu
Vuramazsın kıyıda uzakları gözleyen
Sabahların gül yüzlü çocuğunu...
Afşar TİMUÇİN |
Dj.Gölge (Lamb Chop)
- 141415
5 Haziran 2010 20:27 GMT
Güneş doğsun diye beklerken sabaha
Karanlık bir güne uykusuzca başlamak benimkisi
Azgın denizlerde süzülmek için yapılmış gemilerin
Boş limanlarda beklemesi gibi
Bir bülbülün güllerle meşk etmesi yerine
Kafeslerde sessizce çırpınması
Hırçınca akan toprağa can veren suların
Bir anda kuruması gibi
Yem yeşil umutların üstüne kar yağması
Bulutların ayı saklaması gibi
Yıldızların hiç göz kırpmaması
Zifiri karanlıkta bir damla ışık aramak gibi |
Dj.Gölge (Lamb Chop)
- 141415
5 Haziran 2010 20:27 GMT
Bir kelebeğin ömrü gibi her sabah ölüp ,
her sabah ölüp , Her gece tekrar dirilmek
Uzun yollar kat etmesen bile
Yerinde sayman gibi
Dört duvarla
Hem arkadaş hem sevgili olmak gibi
Resimlerle konuşmak
Onları umutsuzca süzülen göz yaşlarınla ıslatmak gibi
İşte hayat bu söylediklerim gibi
Hep karanlık acı dolu ve hep yalnız
06_Gölge |
SELİN ÇETİN (Gelinel çiçeği )
- 199536
9 Haziran 2010 03:28 GMT
SUSUN
Kaldırın atın şu yalan sözleri
Bırakın küçülsün beyninde düşündüklerin
Düşlere daldığınız gibi
Susun!
Ne kaldı iki yüzlülüğünde seslerin
Sus küçülsün şu derinlik
Büyüsün öğreneceklerin
Susun!
Yıkacak gürültünüz dünyayı günün biri
Susun! Tükeniyoruk soluk soluğa,
Buğu gibi...
SELİN ÇETİN |
irEm (şekeyimmmm)
- 265003
13 Haziran 2010 10:04 GMT
Bütün renkler aynı renkte kirleniyordu,birinciliği beyaza verdiler... Çok hoş bir cümle anlamlı,güzelmiş... |
SELİN ÇETİN (Gelinel çiçeği )
- 199536
22 Haziran 2010 14:00 GMT
irEm (şekeyimmmm)Oyledir:))) |
Zeliha (Zeliham)
- 244867
23 Temmuz 2010 08:03 GMT
Aşkımın tarifi
sana nasıl anlatsam bilmiyorum. Ama bildiğim tek ama tek şey seni delicesine çok sevdiğim. Seninle öyle bütünleştim ki ayrılmak değil kopamıyorum senden. Ne seni bırakabiliyorum; ne de kendimi hiçe sayıyorum. Bunların ikisini de yapamıyorum. Çünkü artık düşünemiyorum. Kafama, benliğime o kadar yerleşmişsin ki; seni oradan çıkartmak olanaksız. Belki kendimi küçük düşürüyorum ama sevgide küçük düşme söz konusu olsa bile seve seve senin için her adımı atarım. Seni o kadar çok sevdim ki artık aşkım senden bile öte. Seni sevdiğimi dağlara, taşlara kısacası her yere; bütün kainata haykırmak istiyorum seni seviyorum!!
Bu kelime topluluklarını defalarca senin için ama yalnız senin için tekrarlayabilirim. Biliyor musun; seni sevdiğimden beri artık çevremdeki her şey gözüme daha güzel daha hoş ve de daha ümit verici gelmeye başladı çünkü onlar bana seni hatırlatıyor...
Dağlar gibi sende içimde çok büyük tutunulması zor bir yerdesin. Tepeler gibi sende içimde ulaşılması zorsun. Zirveye sadece bir kişi çıkar senin yaşamında; işte o da ben olmak istiyorum zirvede tek ben; ben ve sen...
Su gibi berraksın ama içimdekileri de alıp götürüyorsun,yol gibi senin de sonun yok; yani seni sevmenin sonu yok... Bu böyle nereye kadar sürer bilemem tabi. Bunu ben belirleyemem; ama şunu bil ki seninle ölüme bile varım..!
Sensiz geçen bir gün değil bir salise bile düşünemez oldum. Sen benim; benliğim, varlığım, hayatım, geleceğim, çılgınlığım, sevincim, mükemmelim, sevdiceğim kısacası her şeyim her şeyimsin...
Sensiz bir hayatın oksijensiz yaşamdan farkı yoktur. Aldığım nefes içtiğim su yürüdüğüm yol her şeyde sen ve senden izler var.
Seni seviyorum ,seni seviyorum,seni seviyorum,seni seviyorum,seni seviyorum.. |
zehra yalın (bal)
- 205699
28 Temmuz 2010 07:12 GMT
zeliha çooooook uzun yazıları onaylayamıyoruz :-( |
zehra yalın (bal)
- 205699
28 Temmuz 2010 07:13 GMT
yazı zelihanındır..
Zeliha (Zeliham) - 244867
Aşk adamı
Sevdanın ne olduğunu asla anlayamayacağını düşünürdü. Sevmek neydi açıklamak isterdi ama olmazdı yapamazdı. Ve her seferinde sevgiyi anlatmaya çalışıp da beceremeyince öyle bir şeyin olmadığına inanırdı.her aşık oluşunda şiirler yazardı sevgililerine-gerçi onlara sevgili denilmezdi çünkü o hep platonik aşklar yaşardı. Aşkın somut bir şey olmadığının farkına çocukken varamazdı. Bir insan neden illa birini istesin ki diye düşünürdü. Hele bir erkek eğer kendisin çılgınca seven bir kadın varsa neden başkasını bulmak için uğraşsındı.
Çocukken gördüğü her güzel kadına aşık olduğunu sanırdı ama sonradan acı bir şekilde öğrenecekti otla bok arasındaki farkı. Aşkı sakızlardan çıkan yazılarda tanımaya başlamıştı ve öğrendiği ilk ingilizce kelime ‘love’ olmuştu. ‘love is...’ diye başlayan bütün cümleleri okumaktı amacı. Yaşıtları gibi çıkartma veya araba resmi için değil aşkın ne olduğunu öğrenmek için sakız alırdı. Sonradan pişman olmayacaktı belki ama aşkı yanlış tanıdığını gözyaşlarını silerken anlayacaktı.
Aşk vardı elbet artık bunu anlayacak kadar büyümüştü ve artık gerçek aşklar yaşıyordu. Şiirler yazıyordu geceleri,defterlerinin her tarafına aşık olduğu kişinin adını yazıyordu. Onu görebilmek için sınıf kapısında bekliyordu ve soğuklara aldırmadan her teneffüs sevgilinin gözlerini arıyordu. Aşk neydi belki bunu açıklayamazdı ama soranlara verecek bir cevabı olurdu her zaman aklının bir yerinde. Yıllardır tanıdığı ve sadece arkadaş olarak gördüğü kişinin diğer arkadaşları arasında özel bir yer kaplamaya başlamasını hissederdi. Sadece ona şiirler yazardı,onunla ilgili hayaller kurardı geceleri bunalım şarkıları dinlerken. Söylediği her kelimeyi onun duyacağını düşünerek söylerdi ve saçma sapan yalanlar söylerdi sırf muhabbet olsun diye. Sevgilinin saçları ve gözleri süslerdi şiirlerini ve sonra yavaşlardı aşkın şiddeti. Aşkı bir dağa tırmanmaya benzetirdi her zaman. Önce hızla tırmanırsın,soluğun kesilmeye başlar,gün geçtikçe üşürsün ve gittikçe yavaşlayarak zirveye varırsın. Sonra farkına bile varmadan yuvarlanırsın oradan,yeni bir dağa tırmanmak için ayakların aşağıya kayar ve işte yeni bir dağ...
|
zehra yalın (bal)
- 205699
28 Temmuz 2010 07:14 GMT
zelihanın yazısının devamı...
Sonra aşkı biterdi-yani o öyle hissederdi. Yazdığı şiirleri,karşılıksız mektupları okurdu ve gülerdi. O zamanlar ne kadar aptal olduğunu düşünürdü. Bir zamanlar aşk için ölmeli diyen adam o değildi sanki. Aşkı sıradan bir şey gibi görürdü. Ta ki bir başka göz büyüleyene kadar onu. O zaman unuturdu her şeyi. Hani yazdığı şiirler kara saçlı kara kaşlı sevgiliye? Yoklar ,yerini çoktan mavi gözlerin derinliğine bırakılmış yazılar alır daha sonra belki de yeşil bir göz kim bilir. Ve tekrar inanmaya başlar aşk için ölme fikrine. Ve o aşkı da biter öncekiler gibi ve o yine sevmeyi unutur ve tekrar sevdalara yelken açar bu böyle sürüp gider.
O hep platonik sever. Sever de söyleyemez yazdığı şiirleri kimi zaman okur ama asla ona yazdığını söyleyemez. Her aşık oluşunda mucizeler bekler yani hep o’nu bekler. Saatlerce fal bakar seviyor mu sevmiyor mu diye ve hep seviyor çıkar-zaten sevmiyor çıksa da inanmaz. Ama o bu düşüncelere dalıp sabahı getirince ve o’nu başka ellerde görünce içinden kağıtları yırtmak gelir. Ama bir sonraki sefere inanmak için kaldırır bir kenara. Hep şarkılar söyler;öyle sıradan şarkılar değil aşk şarkıları sevgiliye söylenmek istenen aşk şarkıları. Aşkı hep dağa benzetir ya, bir dağdan inip ötekine tırmanmaya başlayınca bazen dönüp bakar tırmanmış olduğu dağlara ve ne kadar heybetli olduklarını düşünür. Asla zirvede kalamamıştır ve hep tırmanacağı en yüksek zirveden inmeyeceğini düşünür. Hayatı boyunca belki de on kez o dağı en büyük dağ sanacak ama her seferinde yanılacak. Ve bir gün ölmeden anlayamayacak hangisi en büyük sevdası,hangisi en güzel aşkı.
Dostlarla paylaşacak acılarını, o’nu başka kollarda görmekten gocunmadığını söyleyecek ama içinde hep aynı şarkı çalacak ‘seni kimler aldı kimler öpüyor seni’ diyecek ebediyen ve o her zaman yalnız aşık rolünü üstlenecek baş rolünü oynadığı bu oyunun. Acı acı sövecek kimi zaman rüzgara kimi zamanda kendi tiyatrosunun senaristi olamayışına... Ve her seferinde aşkını başka ellerde görünce balonunu elinden kaçıran bir çocuk gibi ağlayacaktı ve her aşık oluşunda kumdan kaleler yapacaktı ve sonra insafsız aşıklarca yıkılacaktı. O’nu tanıdığındaysa çok geç olacaktı... |
SELİN ÇETİN (Güldefne)
- 199536
28 Temmuz 2010 12:08 GMT
Güzellik, eğer beraberinde
erdem taşımıyorsa,
kokusu olmayan
bir çiçeğe benzer. |
SELİN ÇETİN (Güldefne)
- 199536
28 Ağustos 2010 17:34 GMT
Kadının biri kocasıyla kahvaltı ederken komşusunun yıkayıp astığı çamaşırları görür.
''Ne kadar kötü yıkamış acaba yıkamayı mı bilmiyor yoksa yanlış şeylerle mi yıkıyor. '' der
Her sabah kahvaltısında aynı şeye yorum yapar
Bir sabah kalktığında çamaşırları tertemiz görür ve şaşırır
''Allah allah hayret bu sefer becermiş nasıl yapmış??.'' der.
Kocası:
''Hayatım ben bugün biraz camları silmiştimde.. XD
|
SELİN ÇETİN (Nihal)
- 199536
28 Ağustos 2010 17:47 GMT
Dikkat ettimde eskiden forumlarda sonu gelmeyen sürekli ilerleyen neşeli yazılar olurdu. Şimdi forumlarda aylar öncesinde kalma yazılar kalıyor. Kimse birşey paylaşmıyor. Aynı zamanda hergün takip ederim üye sayısı ve siber çiçek sayısı olarak üyeler 60.000 civarında çiçekler 20.00-30.000 arasında 1-2 yıl öncesin kdr bu çiçek miktarı 70.000'lerdeydi ve her gün biraz daha düştü.. Peki neden böyle oldu kii.. :( :( :( ?? |
balımmmm (neze)
- 263792
31 Ağustos 2010 20:20 GMT
neden böyle oldugunu bılemıyorum ama benımde dıkkatımı cekmıstı her actıgımda aynı yazılar eskı halde duruyor arkadaslar neoldu sızlere sıtede herhangı bır sorunmu varda kımse bılmıyor yoksa kımsenın zamanımı olmuyor uzuldumm:(((( |
|
|
|
|
Bu sitede forumlara mesaj yazmak için üye olmanız gerekiyor. Bu sitede üyelik ücretsiz ve eğlencelidir, lütfen üye olunuz.
|
|